Ara …
Yeryüzünde kendini yapayalnız hissettiğinde…
Etrafını saran isyan dalgası eteklerine çarpıp dururken ve hani sen tüm gücünle hidayet üzere sabit kalma mukavemetinde kendini sıkmış sıkmışken…Daha ne kadar dayanabilir olduğundan bihaber ilahi rızayı yakalamaya uğraşırken…
Kollarını kanatlarını vücuduna dolamış, özüne dönen semazen misali , dışa tüm algılarını kapatmışken … Dünyalık kıpırtılar, ruhundaki sakin vicdan denizlerinde devasa kasırgalara mahal vermesin diye üzerinde bir tedbir hali, pür dikkat kesilmişken…
Tüm tehlikeler, tehlikeye sapan yollar orda ve sen burda iken…
Hayır, korkma; sadece aramaya başla !
“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve O’na yaklaşmaya vesile arayın.” (Mâide: 35)
sözünce ara…
İbadetlerinde istikrar arzusuyla kıvranan aklın ve aynı ibadetlerde duymayı arzuladığın huşu özlemiyle yanan ruhun yakana yapışmış, senden çözüm çözüm çözüm beklerken,
ve hayatının -vaktinin-ıslak bir sabun gibi elinden hızla kayıp gittiğine şahit olurken,
şaşkınca geçirdiğin senelere bakakalmış diğer yandan ebedi hayatı fazlaca tahayyül etmeye başlamışken …
Hayır,üzülme; sadece aramaya başla !
“Allah’tan korkun ve sâdıklarla beraber olun.” (Tevbe/119)
sözünce ara…
Günahlar , masanda yığılmış dosyalar misali omuzlarında kütleler halinde büyürken,
İçinde hem vazgeçişler, hem tövbeler hergün kendinle çelişir çelişirken…
Rabbine zannın, af dileyiş ve isyan arasında saniyelik değişimlerle seyrü sefer ederken…
Düzensiz periyotlarla genleşip büzüşen ‘güven’ duygusu artık dimağında sadece seni yoran bir angarya olmuşken…
Ümitsizliğe kapılma; sadece aramaya başla !
“Açın gözünüzü! Allah’ın dostları üzerine ne korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar.” (Yunus/62)
sözünce ara…
Yalnız değilsin tabiki de; O en sevgiliye ulaştıran yollarla dolu etrafın…Yolu ara, yol arkadaşlarını ara , sen ulaşırsın sonunda…
Sevgili peygamberi katına aldıktan sonra ömrünü imanla taçlandırma derdinde olan mü’min kullarını nasıl yalnız bırakır ki Rabbin ?
Yeryüzünde yanan kandiller misali toprakları nurlandıran Allah dostlarını ara…
Gücün yetmeğinde gücüne güç katan enerji kaynaklarını ara, oturma ve kapanma içine sakın…Gücün yettiğince ara…
Hiç olmazsa , ‘ sana ulaşmak için aramıştım Rabbim ! ‘ demek için ara…
Şeyh Edebali,Tabduk Emre,Şems-i Tebrizi yi arayıp bulan ve dünya /ahiret afiyetine kavuşan yolcuların ibretini referans alarak ara…
Sen… evet…bunaldın… kaosun zalim koordinatları arasında gel git yapmaktan…
Hayatında tüm düzene giren şeylerin sana huzur vermesini beklerken , hani tüm maddi imkanlarla çeperlediğin yaşam alanın huzur yerine tam tersi ruhunu daraltırken…
Genişleyen mekanlarda, yaşam sevincin, kulluğun ve ebedi hayatına duyduğun güven günden güne daralır iken,
‘sanırım ben bir zerreyim ve halledemiyorum, vesile gerek bana’ deyip ara…
Nacip Fazıl üstadın :
“Allah dostunu gördüm, bundan altı yıl evvel;
Bir akşamdı ki, zaman, donacak kadar güzel.”
diye dillendirdiği olası muhabbet vakti şerefine ara…
Bulduğunda ise , sakın bırakma…
Etrafını saran isyan dalgası eteklerine çarpıp dururken ve hani sen tüm gücünle hidayet üzere sabit kalma mukavemetinde kendini sıkmış sıkmışken…Daha ne kadar dayanabilir olduğundan bihaber ilahi rızayı yakalamaya uğraşırken…
Kollarını kanatlarını vücuduna dolamış, özüne dönen semazen misali , dışa tüm algılarını kapatmışken … Dünyalık kıpırtılar, ruhundaki sakin vicdan denizlerinde devasa kasırgalara mahal vermesin diye üzerinde bir tedbir hali, pür dikkat kesilmişken…
Tüm tehlikeler, tehlikeye sapan yollar orda ve sen burda iken…
Hayır, korkma; sadece aramaya başla !
“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve O’na yaklaşmaya vesile arayın.” (Mâide: 35)
sözünce ara…
İbadetlerinde istikrar arzusuyla kıvranan aklın ve aynı ibadetlerde duymayı arzuladığın huşu özlemiyle yanan ruhun yakana yapışmış, senden çözüm çözüm çözüm beklerken,
ve hayatının -vaktinin-ıslak bir sabun gibi elinden hızla kayıp gittiğine şahit olurken,
şaşkınca geçirdiğin senelere bakakalmış diğer yandan ebedi hayatı fazlaca tahayyül etmeye başlamışken …
Hayır,üzülme; sadece aramaya başla !
“Allah’tan korkun ve sâdıklarla beraber olun.” (Tevbe/119)
sözünce ara…
Günahlar , masanda yığılmış dosyalar misali omuzlarında kütleler halinde büyürken,
İçinde hem vazgeçişler, hem tövbeler hergün kendinle çelişir çelişirken…
Rabbine zannın, af dileyiş ve isyan arasında saniyelik değişimlerle seyrü sefer ederken…
Düzensiz periyotlarla genleşip büzüşen ‘güven’ duygusu artık dimağında sadece seni yoran bir angarya olmuşken…
Ümitsizliğe kapılma; sadece aramaya başla !
“Açın gözünüzü! Allah’ın dostları üzerine ne korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar.” (Yunus/62)
sözünce ara…
Yalnız değilsin tabiki de; O en sevgiliye ulaştıran yollarla dolu etrafın…Yolu ara, yol arkadaşlarını ara , sen ulaşırsın sonunda…
Sevgili peygamberi katına aldıktan sonra ömrünü imanla taçlandırma derdinde olan mü’min kullarını nasıl yalnız bırakır ki Rabbin ?
Yeryüzünde yanan kandiller misali toprakları nurlandıran Allah dostlarını ara…
Gücün yetmeğinde gücüne güç katan enerji kaynaklarını ara, oturma ve kapanma içine sakın…Gücün yettiğince ara…
Hiç olmazsa , ‘ sana ulaşmak için aramıştım Rabbim ! ‘ demek için ara…
Şeyh Edebali,Tabduk Emre,Şems-i Tebrizi yi arayıp bulan ve dünya /ahiret afiyetine kavuşan yolcuların ibretini referans alarak ara…
Sen… evet…bunaldın… kaosun zalim koordinatları arasında gel git yapmaktan…
Hayatında tüm düzene giren şeylerin sana huzur vermesini beklerken , hani tüm maddi imkanlarla çeperlediğin yaşam alanın huzur yerine tam tersi ruhunu daraltırken…
Genişleyen mekanlarda, yaşam sevincin, kulluğun ve ebedi hayatına duyduğun güven günden güne daralır iken,
‘sanırım ben bir zerreyim ve halledemiyorum, vesile gerek bana’ deyip ara…
Nacip Fazıl üstadın :
“Allah dostunu gördüm, bundan altı yıl evvel;
Bir akşamdı ki, zaman, donacak kadar güzel.”
diye dillendirdiği olası muhabbet vakti şerefine ara…
Bulduğunda ise , sakın bırakma…
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder